Varoluşsal kaygılarım olmadı hiç, internette öyle pat diye karşıma çıkan testler yalan söylüyor.Basit bir kelime oyunu yapacak olursak benim "yok olamama" gibi ağır hayal kırıklarım oldu.
İnsan bedenime hiç sığamadım kendimi bildim bileli. Yüce tanrının basit tasarımı...Şu an öğretmenlerimden biri umutsuzlukla yüzünü kapadı.

Kışı özledim,kışı yaşamaya ihtiyacım var. İçimin ısındığı anda değişiveren duygularımı yeniden canlandırmak için.Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kumsalda ayak izlerinizi sonsuza dek bırakamıyorsunuz, ne kadar uğraşırsanız uğraşın insanların kafasında canlandırdığınız modelinizi değiştiremeyeceğiniz gibi.Boşalma ve yeniden ihtiyaç duyma arasında birbirimizi unutacak kadar ne yaşadık? Herkes neden bu kadar sevgisiz ve acımasız oldu? Şu an "bu seni son görüşüm" deyip sıkı sıkıya sarılmaya çalıştığım adam ne kadar ciddi olduğumu anladı...

Bir gün hepinizin hikayesini anlatacağım fakat o gün bugün değil.

Bugün aklımızdan dilimizin ucuna acı acı akıp orada kalan kelimelere üzülelim birlikte.








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

sizi bilmem ama benim aklım kaçtı.

blue is the warmest colour

ben bu yazıyı sana yazdım