"oğuz atay okuyan kişiler sevişmek istemez"


Gittin.
Çünkü kararlı olduğunda zayıflıkların bile alıkoyamaz seni yolundan.Bornova'ya giden dolmuşu birkaç dakika bekledin önce.Gelen ilk dolmuşta henüz kuşkularını dinlemekteydin,gönüllü kaçırdın.İkinci dolmuşla Üçkuyular Meydanı'ndan ayrılıp, uyku-mide bulantısı-durak kaçırma adına endişelenme ritüeline koyuldun.Hastane çıkışı metro durağına kadar Fever Ray'in İf i had a heart'ını dinledin.Çünkü sana seni hatırlatan şarkılardan daha iyisi yok yine kendini unutma çabalarında.
Şoför seni biraz ilerde indirdi.Korkmadın.Uzun zamandır yeni birini tanımaktan,kendini başka birine tanıtmaktan korkmuyorsun.Yüzeyselliği öğrendin,hiçbir  konuda açık olmak zorunda değilsin,özgürleştin.Telefon açıp etrafı sordun,üstünden otoban geçen köprünün hemen yanındaki karşılıklı Bornova Metro ve Eshot durakları arasında.Şehirde insanların ağırlığı bu çirkin betonlaşmanın yanında hiçbir şey olmalı.Öylesine bir doluluk.Nihayet şoförün bıraktığı noktadan gerisin geri dönüp onu buldun.Senelerin samimiyetini taşıyormuş gibi sarıldınız.Kalabalık binalara doğru yürüdünüz otoban köprüsünün altındaki taşlı yoldan.Yanyana duran birkaç apartmandan sondan ikinci olana girdiniz.Yağmur başladı.Yağmurdan korktuğunuzdan değil,gök gürültüsünden korkan iki küçük kız taşıdığınızdan içinizde.Asansörle altıncı kata çıkarken boğulur gibi hissettin.Eski yapıların asansörleri hep tabut gibi. Çok dar. Öpmedin.O da seni öpmedi. Eve girdiniz.Odasının camından manzarayı gösterdi sana.Solda Çanakkale'ye giden otoban sağda Evka4'ün ışıkları.Zaten İzmir bir geceleri güzel diye geçirdin içinden kimbilir kaçıncı kere.
Duvardan sayısız fotoğraf içinde Björk'ü seçti gözlerin.Sayısız kadın.Sayısız kadın uzvu.Müzik açıp kitaplığa daldınız.Kafka,Sylvia,Nietzsche,Tezer,Pavese ve dahasını görüp içten içe sevindin.
-İşte okuma zevki olan biri!
Hava kararırken  dans ettiniz.Ayaklarına bastın.Ensesini öptün,haz duydu.Yorulunca dizlerine uzandın.Burada küçük bir kız gibi davranmak serbest."Eski Bahçe-Eski Sevgi"yi okumaya başladın.Seni asyalılaştırmak istercesine göz kenarlarını okşadı.Hiç sevmedin ama seslenmedin.Yazabilen Yaratık'tan bahsettiniz.Fakat eğer lisenin ilk yılında henüz takip etmeye başladığın bu sıradışı yazarla bir gün karşılaşacağını hatta dans edeceğini ve dahi yorulup dizlerine uzanacağını söyleselerdi, bunu çok ütopik bulur,inanmazdın.Ama işte hepsi oldu.Akşam ilerledi.Sayısız cinayetler ürettiniz.Gece ilerleyip de seni evine ulaştıracak dolmuşu beklerken "Bugün ölmeyeceksin" dedi.Rahatlayacağın yere kırgınlık duydun bu sözüne. Nietzsche bıyıklarına,miyop gözlerini çevreleyen kare gözlüklerine baktın.
Bir daha gitmeyeceksin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

sizi bilmem ama benim aklım kaçtı.

blue is the warmest colour

ben bu yazıyı sana yazdım